LİMİTED ŞİRKET
Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulan esas sermayesi belirli ticaret şirketidir.
Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.
Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilir.
AMME BORÇLUSU KAVRAMI
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun”un 3. Maddesinde;
Amme Borçlusu veya Borçlu Terimi : Amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini,vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini ifade eder.
35. maddesinde;
Limited şirket ortakları, “şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Mükerrer 35. Maddesinde;
Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şâhsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu Madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır.
Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanunî temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.
Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu Madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler. Hükümleri yer almıştır.
Limited şirketin kamu borcu öncelikle limited şirketten tahsil edilecektir. Limited şirket, kamu borcunu vadesinde ödemediği takdirde, kamu idaresi, borçlu limited şirket tüzel kişiliği aleyhine icra takibi başlatacaktır ve kamu alacağını borçlu limited şirketin mal varlığından tahsil etmeye çalışacaktır. Kamu alacağı, tamamen veya kısmen limited şirketin mal varlığından tahsil edilemez ise veya tahsil edilemeyeceği anlaşılır ise, kamu idaresi, kamu alacağını, limited şirketin kanuni temsilcisinden ve/veya limited şirketin ortağından sermaye hissesi oranında tahsil edebilecektir.
Limited şirket yönünden amme borçlusu, öncelikle limited şirkettir. Kamu alacağının limited şirketten tahsil edilemeyen tutarı yönünden amme borçlusu limited şirketin kanuni temsilcisi ve ortağıdır. Ortağın sorumluluğu hissesi oranındadır.
AMME ALACAĞININ DOĞUMU VE TAHAKKUKU
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 19. Maddesinde;
Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar. Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.
20. maddesinde;
Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.
21. Maddesinde;
Tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir.
22. Maddesinde;
Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.
Şeklinde düzenlenmiştir. Vergi (kamu alacağı) kanunlarda tanımlanan olayın vukuu veya hukuki durumun gerçekleşmesi halinde doğacaktır.
AMME ALACAĞININ KESİNLEŞMESİ
Kamu alacağının tahakkuku her zaman kamu alacağının kesinleşmesi anlamına gelmez. Mükellefin beyanı üzerine yapılan tahakkuk işlemi ile kamu alacağı kesinlik kazansa da, kamu (vergi) idaresinin resen yaptığı tahakkuk işlemlerinde tahakkukun (kamu alacağının) kesinleşmesi için itiraz süresi içerisinde mükellefin itiraz etmemiş, itiraz veya dava yoluna başvurmuşsa itirazının veya davasının reddedilmiş olması gerekir. Ancak bu halde kamu alacağı kesinleşmiş ve tahsil edilebilir bir mahiyete kavuşmuş olacaktır. Tahakkuk ettirilerek kesinleştirilmemiş bulunan kamu alacağının tahsili aşamasına geçilmesi mümkün değildir.
ÖDEME EMRİ
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54. Maddesi gereğince Ödeme müddeti içinde ödenmiyen âmme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. 55. Madde gereğince, amme borçlularına 15” gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur. Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı kayıtlı bulunur.
Ödeme emrinde, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde amme alacağının dava konusu yapılabileceği belirtilerek hangi yer vergi mahkemesini yetkili olduğu açıklanmaktadır.
TAHSİL EDİLEMEYEN VEYA TAHSİL EDİLEMEYECEĞİ ANLAŞILAN AMME ALACAĞI
Amme borçlusu hakkında tahsil dairesi tarafından icra takibi başlatılarak ödeme emri tebliğ edilip 15 günlük süre içerisinde dava açılmaz veya dava açılırda dava ret edilir ise amme alacağı kesinleşmiş olacaktır. Amme alacağı kesinleştiği halde ödenmez ise tahsil dairesi haciz safhasına geçecektir. Haciz, borçlunun mallarının satılarak paraya çevrilmesi amacıyla amme alacağının tahsili için yapılan bir işlemdir. Borçlunun mal varlığı, amme alacağını kısmen veya tamamen karşılamaya yetmez ise amme alacaklısı amme alacağını, borçlu limited şirketin ortağından ve/veya kanuni temsilcisinden tahsil etme hakkına sahiptir. Genel olarak borçlu limited şirketin amme borcunu karşılayacak miktarda mal varlığının bulunup bulunmadığı haciz aşamasında anlaşılabilecektir. Bu yüzden öncelikle borçlu limited şirket hakkında icra takibi başlatılması, ödeme emri tebliğ edilerek amme alacağının kesinleştirilmesi ve borçlu limited şirketin haczedilmek üzeri mal varlığının araştırılması gerekir. Borçlu limited şirketin amme alacağını karşılamaya yeter mal varlığının bulunmadığı sabit olduğunda ancak limited şirket ortağı hakkında icra takibi başlatılabilecektir.
Bazen tahsil dairesi limited şirket hakkında başka bir amme alacağı için haciz işlemi başlatmış ve malvarlığının bulunmadığını tespit etmiş olabilir. Bu durumda malvarlığının bulunmadığı yada mal varlığının amme alacağını karşılamaya yeterli olmadığı takip dairesi tarafından tespit edilmiş bulunan limited şirket hakkında haciz işlemi uygulanmadan limited şirketi ortağı hakkında takip başlatılabilir ve ödeme emri tebliğ edilebilir.
LİMİTED ŞİRKET ORTAĞI HAKKINDA BAŞLATILAN İCRA TAKİBİ VE ÖDEME EMRİ
Yukarıda belirtildiği şekilde limited şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı limeted şirketteki payı oranında limited şirket ortağından tahsil edilebilecektir. Bunun için limited şirket ortağı hakkında icra takibi başlatılarak ödeme emri tebliğ edilebilecektir.
LİMİTED ŞİRKET ORTAĞININ DAVA HAKKI
Ortağı bulunduğu limited şirketin borcu nedeniyle kendisine ödeme emri tebliğ edilen limited şirket ortağının 15 günlük yasal süre içerisinde Vergi Mahkemesine dava açarak ödeme emrinin iptalini talep etme hakkı vardır. Davanın açılmış olması takip sürecini durdurmayacağı için Vergi Mahkemesinden yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmelidir. Limited şirket ortağı ödeme emrinin iptali ile birlikte ödeme emrinin dayanağını oluşturan tarh işleminin de iptalini isteyebilir mi? Tarh işlemi vergi idaresi tarafından resen yapılmış ve limited şirket ortağı tarh işlemini ödeme emrinin tebliği ile birlikte öğrenmiş ise ödeme emri ile birlikte tarh işleminin iptali için dava açabilecektir.
ÖDEME EMRİNİN İPTALİ DAVASI
Limited şirket ortağı hakkında yapılan icra takibinin ve gönderilen ödeme emrinin hukuki dayanağı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. Madesidir.
Limited şirket ortakları, “şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Ödeme emrinin iptali talebinde bulunmak isteyen ortağın, vergi idaresinin öncelikle limited şirket hakkında takip başlatıp ödeme emrini kesinleştirerek limited şirketin borcu karşılayacak miktarda malvarlığının bulunmadığını usulüne uygun olarak tespit edip etmediğini incelemesi gerekmektedir. Vergi idaresi öncelikle limited şirket hakkında takip başlatarak limited şirkete ödeme emri tebliğ etmeden limited şirket ortağı hakkında ödeme emri tebliğ etmişse bu ödeme emri hukuksuz olacağı için Mahkemece iptal edilecektir.
Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus, takibe konu amme alacağının limited şirket ortağının ortaklığının sona erdiği tarihten sonra doğup doğmadığıdır. Amme alacağı limited şirketin ortağının ortaklık sıfatının sona erdiği tarihten sonra doğmuş ise önceki ortaklığı nedeniyle limited şirket ortağı aleyhine takip yapılamaz.
Yine dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise, limited şirket ortağının ortaklık sıfatı sona erdikten sonra, vergi idaresi tarafından limited şirket ortağının ortaklık sıfatının sürdüğü vergi dönemindeki şirket faaliyetlerinin resen incelemeye alınması ve limited şirketin ticari defter ve kayıtlarının ibrazı kanuni temsilciden usulüne uygun olarak istenildiği halde kanuni temsilcinin defter ve belgeleri ibrazdan imtina etmesi nedeniyle resen tarh edilen vergi ve kesilen cezalarla ilgilidir. Bu halde limited şirket ortağının, ortaklığının sürdüğü vergi döneminde olsa bile resen tarh edilen vergi ve kesilen cezalardan sorumlu tutulması hukuka uygunluk ilkesi gereğince mümkün değildir.
ÖDEME EMRİ İLE BİRLİKTE KAMU ALACAĞININDA İPTALİNİN DAVA EDİLMESİ
Vergi idaresi tarafından limited şirket faaliyetleri yönünden resen tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin tarh işlemi limited şirket ortağına ayreca tebliğ edilmeden ödeme emri çıkartılmışsa, tarh işlemi liimited şirket yönünden kesinleşmiş olsa dahi ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yasal 15 günlük süre içerisinde limited şirketi ortağının hem ödeme emrine ve hem de ödeme emrinin dayanağı olan tarh işlemine karşı dava açması mümkündür.
Av. Vedat CANBOLAT
